Öyle ya da Öylesine İşte...


Her gün ruhumun üşümüş sokaklarından geçiyorum. Bir şey olmak mı derdimiz; ne olmak? Her şeyimiz tamamdı da; gülümsememizden dökülen hüzünleri kim toplayacaktı yerimize? Sevgi tanecikleri yeryüzüne teker teker düşerken altında duruyoruz da neden sahiplenemiyoruz birini dahi? Çok canımız yandığından mı; yaralarımızın üzerine düşen tuz tanelerine mi dönüyor sonra nedir canımıza değen? İhtimaller… Her birini tek tek düşündüğümüz, zihnimizin yaptığı falcılıkla ruh haline en çok oturanı seçip devam ettiğimiz koca bir deniz. Ya boşluğa çıkıyordu insan, ya da seçtiği ihtimalin oluşturacağı ihtimallerde boğuluyordu. İki satır karalayıp rahatlayayım derken kurduğun hiçbir cümlenin, ruhunda olanlara tercüman olmadığını görüp bırakmak isteği gelir ya sonra onun gibi işte. Bakarsın yazdıklarına ‘hayır hayır bu değildi’ deyip silersin tüm yazdıklarını. Sonra ne deniz kalır ne ihtimal. Öyle, ya da öylesine işte… Kurulamamış cümleler avazı çıktığı kadar bağırır da ne sen yazabilirsin ne de kelimeler bir araya gelip anlatabilir derdini. ‘Boşver’ dersin ‘bugün de kelimeler değil notalar anlatsın’ deyip bir şarkı açarsın usuldan...https://youtu.be/i-YtWbfo-pQ

32 views0 comments

Recent Posts

See All