BEYAZ DİŞ (JACK LONDON)

Çocukluğumda okuyup tekrar okumak için edindiğim roman. Klasikleri okurken zaten genelde her okuduğunuzda yeni bir keşif yapıyorsunuz. Farklı yaşlarda okununca yorum ve algı da değişiyor tabi. Romanı okurken sizi vahşi doğaya çekiyor ordaymış hissi yaratıyor, kendinizi tam anlamıyla romanın içinde buluyorsunuz. Yarı köpek yarı kurt olan beyaz dişin farklı sahipleri ile yaşadığı olaylar onları nasıl gördüğü, nasıl tanımladığı, yaşadıklarından bir köpek dahi olsa çıkardığı dersler, savunmalar ve vefayı görüyorsunuz. Akıllı ve zeki olan bu yarı köpek yarı kurdun size öğreteceği çok şey var, bir laf var bilirsiniz ''Köpekleri sevmeyen insanlara güvenmem. Fakat bir köpek bir insanı sevmezse, o köpeğin hislerine güvenirim.” Bu sözü çok severim. Şimdiye kadar hep köpek kedi vs. büyütmüş biri olarak hayvanların gerçekten hisleri ve duyguları olduğuna inanırım. Amerikan Gerçekçiliği denilen roman stilinin başlıca yazarlarından olan Jack London çocukluk ve ilk gençlik yıllarında serseri bir hayat yaşamış o günlerini de Demiryolu Serserileri adlı romanında dile getirmişti. Daha sonra ilk romanları ile meşhur olan yazar Alaska Kolondike de altın bulunduğu haberi ile oraya akın eden altın arayıcılarının arasına katılarak Alaska’ya gitmişti. Alaska'daki günlerinde altın arayıcılarını taşıyan köpekleri uzun uzun inceleme fırsatı bulan J. London hiç altın bulamamış ama orada şahit olduklarını kitaplar ve dolar haline çevirmeyi başarmıştı. Bu nedenle tıpkı Beyaz Diş adlı romanı da yazarın, Vahşetin Çağrısı adlı romanı gibi Jack London’un hayatının bir döneminden kesitler taşıyan bir romandır.

Yazarın bu romanındaki Beyaz Diş adlı köpek ile Vahşetin Çağrısı adlı romandaki Buck adlı köpeğin birçok ortak noktası da vardır. Lakin Beyaz Diş, Buck’un tersine Vahşi ortamdan gelip, şehirli hayat alışırken Buck ise vahşi doğayı tercih etmiştir.

0 views0 comments

Recent Posts

See All