GERMİNAL (EMİLE ZOLA)

Geride bıraktığımız 2020 yılının bana kazandırdığı analitik düşüncelerime ve okuduğum kitaplara şöyle bir göz attım ve fark ettim ki en beğendiğim kitaplardan olan 'Germinal'e bir inceleme yazmamışım. Hala taze duran aklımdaki düşüncelere ve çizdiğim satırlara göz gezdirip hükmedeceğim kelimelerimi seçmeye başlıyorum. :)


Emile Zola benim için kitaplarını aşırı beğendiğim gözde yazarlar arasına girmeyi başarıyor. Yüzbaşı Dreyfus olayında da sergilediği kahramanca tutumuyla aslında adaletin arayışında olduğunu ve kendinden kat kat üstün burjuvazi sınıfının karşısında dimdik duruşuyla çoğu insanın yüreğini kazanıyor. Yazarken bir odaya kapanıp yazmak yerine, yazacağı konunun geçtiği yerlere gidip oradaki hayatları hissederek kaleme alıyor. Okuyucu da olayın geçtiği yerde bir evde oturuyormuş gibi olaylara şahit oluyor sanki. Bu kitabı yazarken de bir maden ocağına gitmiş işçi sınıfının yaşadıklarını tüm şeffaflığı ile anlatmıştır. Bu da onu 'Naturalizm' akımının öncülerinden yapıyor. Başta Van Gogh olmak üzere birçok sanatçıyı başlattığı bu akım ile etkilemiştir. Sosyal sınıf farkını, kapitalizmin topluma etkisini hissedilir bir şekilde işliyor Zola.

Her gün et yemek istemiyoruz ya.

-Ekmek olsun bulsaydık!

– Doğru, bari yavan ekmek olsun bulsaydık.” Kitaptaki bu cümleler bana dönemin kraliçesi olan Antoniette’in “Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler” sözlerini hatırlatıyor. Bu cümleyi sarf ettikten 4 yıl sonra ihtilalciler tarafından giyotin ile idam cezasına çarptırıldığını da düşünürsek bu olayın kitap ile paralellik gösterdiğini söyleyebilirim.


Kitabın ilk giriş cümlesi de en beğendiğim etkili giriş cümlelerinden oluyor. “Kara bir mürekkep kadar yoğun ve karanlık bir gecede, düz ovada, Marchiennes'le Montsou'yu birleştiren ve pancar tarlaları arasında ip gibi uzanan yolda bir adam tek başına yürüyordu.” Ve Bonnemort'un kurduğu şu cümle “Kaburgalarımın içi öyle kömürle dolu ki, yaksak, beni ölünceye kadar ısıtır.” işte bu cümle madencilerin çalışma zorunluluğunu özetler nitelikteydi. Zor şartlarda çalışan ve hakkını alamayan işçiler, onları sömürerek servetine servet katan burjuvazi. İşin en acı yanı hala çoğu ülkede (ülkemiz dahil) bu düzenin hiç bozulmadan isim değiştirerek devam etmesi insanlığın hiç ilerlemediğini kanıtlıyor bize.

Zola bu romanıyla madencilerin yaşadıklarını hissedemese de insanlar, kanayan yaralarını diğer insanlara göstermiş, onların sesi olmuştur. Hatta Zola'nın cenazesinde bir grup işçinin “Germinal! Germinal!” Diye bağırdıkları da duyulmuştur.


Çok etkilenerek okuduğum dolu dolu bulduğum bu romanı gönül rahatlığı ile herkese tavsiye ederim. Ve hala Zola okumadıysanız bence hemen başlayın.


7 views0 comments

Recent Posts

See All