Hassas Kalpler



"Dünya hassas kalpler için cehennemdir."(Goethe) Onca söylenmiş söz arasında, hassas kalpler için söylenmiş en sevdiğim sözdür. Empati kurmayı faydalı bulduğum kadar sağlıksız empatinin de, kurana zarar verdiğini düşünürüm. Engel olmak çoğu zaman mümkün olmaz. Başka insanların yaşadığı kederi de kendi derdine eklemek, tüm dünyayı sırtında taşıyormuş hissini verir insana.


Çevrenizde olan biten şeylere "Bana ne?" diyebilen biri değilseniz hassas ruhunuzun hazinliğine uğrayan birisiniz demektir. Hele ki elinizden gelen bir çözüm yoksa, o çaresizliğin altında eziliyorsunuzdur farkında olmadan. Kendi hassaslığımın en uç noktası olarak gördüğüm şey ise; birinin bana hak etmediğim bir kötülüğü yapması durumunda, tarafıma yapılan bu haksızlığa üzülmenin yanında, karşıdaki kişinin kendini düşürdüğü duruma bile üzülmekten kendimi alamıyor olmam. Bu kadar hassas düşünmenin kendime zarar olduğunu bilmeme rağmen vicdani olguma yenik düşüyorum...


"Burası dünya ne çok kıymetlendirdik. Oysa bir tarla idi. Ekip biçip gidecektik." Ne güzel demiş Cahit Zarifoğlu kimseye kalmayacak bir dünya için kendimizi düşürdüğümüz durumlar ne acı... Bize bahşedilen zekamızı meşgul ettiğimiz alanlar dünyaya zarar... Zekamız tamam da vicdanımızın neden yaptıklarımız üzerinde bir etkisi olmaz buna anlam veremiyorum çoğu zaman. Basitti aslında yaşamak, zorlaştırmaya ne lüzum vardı? Sahip olmak_ somut şeylerin varlığına sahip olmayı çok abartmıştı insanlar. Oysa düşüncede ihtişama önem vermiş olsaydı, dünya üzerinde cehennem yerine, cenneti yaşıyor olabilirdik.


Aşık Veysel'e sormuşlar "Üstat dünyadan ne anladın?", "Say ki, bir pazar yeri dolaştım 3 metre bez aldım, gidiyorum." demiş. Doğru değil mi? Giderken onca aldığımız şey arasında, yanımıza alacağımız 3 metre bez ve kâr kalan tek şey cebimizde biriktirdiğimiz güzel anılarımız...

50 views0 comments

Recent Posts

See All