İNSANLAR NEDEN BU KADAR ACIMASIZ?

Her geçen gün üzerinde çok düşündüğüm bir soru daha… “İnsanlar neden bu kadar acımasız?“ Nietzsche; "Dünyanın en acımasız hayvanı insandır." derken sonuna kadar haklıydı. Geçmişte de bugün geldiğimiz noktada da insanoğlu acımasız davranışlarından hiç ödün vermedi. Hatta giderek şiddetini arttırdı… Ama neden? ‘Vicdan’ dediğimiz tartı insanın içinde mevcutken nasıl oluyor da bunu kullanmaktan aciz olabiliyor?

Yıllar boyu insanlık bu sorunun cevabını bulmak için çok uğraştı ve bu konu üzerine bir sürü deneyler yapıldı. Bulabildik mi peki? Bence daha da karmaşık hale geldi. Farklı koşullarda insanın ne kadar ileri gidebileceği ispatlanmış oldu. Örneğin 1961 yılında Yale Üniversitesi psikologlarından Stanley Milgram’ın otoriteye itaat deneyi (Milgram deneyi); denekler 20- 50 yaş arası her türlü eğitim durumuna sahip bir grup erkekten oluşur. Öğretmen olarak seçilen denekler, diğer odaya alınan öğrenciye cevaplaması için sorular sorar ve bilemediği her soruda da öğrenciye elektrik şoku verir. Bu gerçek bir şok değildir ama öğrenci gerçekmiş gibi acı içinde inler. Deney başlar ve bilinemeyen her soruda şok giderek arttırılır. Öğrenci daha fazla acı çekiyormuş gibi yakarışlarının dozunu arttırır. Denek karşı tarafın hayatından endişe eder fakat başındaki deney gözlemcisi devam etmesi gerektiğini hatırlatarak denek üzerinde otorite kurmaya çalışır. Bu deney sonucunda katılımcıların 450 volt olan en yüksek gerilimi her ne kadar huzursuz olarak da olsa %65’inin uyguladığı görülür. Yani deneye göre Nazi askerlerinin Yahudi soykırımında sergiledikleri tutum otoritenin eseridir.

Milgram deneylerinde sergilenen sadist tutumları otoriteye bağlarken, aklıma bir deney daha geliyor; 1971’de yapılan Philip Zimbardo’nun öncüsü olduğu Stanford hapishane deneyi. Burada bir otorite yok. Seçilen 24 lisans öğrencisi Stanford psikoloji binasının bodrum katındaki sahte hapishaneye mahkûm ve gardiyan rolünde yerleştirilir ve öğrenciler rollerine çok çabuk adapte olur. Deney düşünülenden çok daha farklı bir hal alır, denekler açısından tehlikeli ve psikolojik olarak hasar veren bir duruma gelir. Birçok mahkûm duygusal olarak travma geçirirken gardiyanların üçte biri "gerçek" sadistlik eğilimi sergilemekten yargılanır. Ve düşünün bu sadece bir deneydir ve öğrenciler rol yaptığını bilir. Rol bile olsa güçlü olan tarafın güçsüz olan tarafa her türlü kötülüğü yaptığı görülür. ‘’Dünyanın en gereksiz işe yaramaz adamını alın, bir gişe memuru yapın. Kendini önemli biri zannedip hemen sizi aşağı görecektir.’’ der Dostoyevski çok haklıdır. Kendinden daha güçsüz gördüğüne ‘’güç gösterisi’’ yapar insanlar.

Diyelim ki hepsinin bir sebebi vardı…Peki Marina Abramoviç’in 1974’te sergilediği 6 saatlik performansı ‘Rhythm 0’ da yaşananlara ne demeli? 6 saat boyunca heykel gibi duracaktır ve insanlar önünde bulunan sehpadaki 72 tane obje ile ona her şeyi yapabilecektir. Bu objeler arasında çiçek, kek, takı vb. yanında kesici ve delici aletler de bulunmaktadır. Gösterinin başında insanlar Abramoviç’e gül uzatır, kek yedirir, dans eder ve her şey güzel gitmektedir. Gösterinin ilerleyen dakikalarında ise bir adam çıkar Abramoviç’e bir tokat atar, diğer insanlar için bir çıkış noktası olmuştur bu hareket ve bu tokat sonrası sehpada bulunan diğer kesici, delici objeleri kullanarak Abramoviç’in vücuduna zarar vermeye başlarlar. Son olarak biri kafasına silah dayar ve gösteriyi sonlandırmak zorunda kalırlar. Abramoviç’in gözyaşlarına dayanamayan ve tüm bunlara engel olmaya çalışan insanlar olsa da zarar vermeye çalışanlar çoğunluktadır. Yani acımasızlıkta insanın sınırı yok…


Ülkemizde bir kadın failinin adını kendi kanıyla yazıyor…Ölmüyor ama söyledikleri ne acı…Yedi yaşındaki ufacık bir çocuğun cansız bedeni bulunuyor…Tüm umutlar sönüyor işte… Ve buna benzemez dile getiremediğim daha bir dünya olay. Tarihe baktığımızda da dünyadaki acımasızlığa dayanamayıp intihar eden birçok ünlü yazar görürüz. Vicdanımızı nerede kaybettik? Söyleyecek kelime bulamıyorum. Yazık…Ben düşündüğümde işin içinden çıkamıyorum. Ya siz?

‘’Dünya hassas kalpler için bir cehennemdir.’’ Johann Wolfgang Von Goethe

22/06/20


6 views0 comments

Recent Posts

See All