Neresinden tutunalım bu hayatın?

Updated: Jan 27, 2021

Küçükken büyük şehirlerden korkardım hep. Beni bıraksalar, okyanusa bırakılmış bir akvaryum balığı gibi kaybolur giderim hissine kapılırdım. Binalar, kalabalık caddeler ve tüm şehir sanki küçücük bedenimi yutacakmış gibi. Annemin elimi tutmayı bırakacak kadar büyüdüğümde fark ettim ki aslında şehirler ufacıktı. İçinde yaşadığımız dünya bile evrene göre ufacıktı. Hele biz insanlar toz zerresi kadar bile değildik.


Sanırım büyüdükçe unutuyoruz çoğu şeyi. Rasyonel bulgulara kendimizi kaptırıyor, hayal dünyamızı giderek daraltıyoruz. Ve hayata tutunmak gayesi düşünce insanın içine, tüm duyularımız hayallere veda edip, bu gayeye adıyor kendini. 'Hayata tutunmak' ama neresinden hangi ucundan? Daha kötüsüne sahip değilim diye sürekli kendimizi kandırmaya çalıştığımız acılarımızdan mı? Neyin daha kötüsü? Hem kime göre? Her durumun daha daha daha da kötüsü var, bardağın dolu tarafı mı? O bardak hiç dolmadı ki... İnsan değerinin giderek düştüğü, materyallerin giderek değer kazandığı bir dünya. Sevgisizlik; belki de en önemlilerinden biri... Dünyayı sevgisizlik, bencillik, empati yoksunluğu mahvediyor gören yok mu ki?


Hak ettiğimiz şeylerin o kadar çok gerisinde kalmışız ki iyi şeyler olurken bile sorgulamak adet olmuş; 'bunu hak ediyor muyum?' Adil olmasını umduğumuz yaşam, adaletsizliği hep karşımıza çıkarırken söyleyin neresinden tutunalım bu hayatın? Aslında tüm dünyayı kurtarabilecek bir duyguyu, empati yeteneğini kaybetmiş, saf tutmakta sadece kendi benliğini sınır sayan insanlarından mı? Görünenin ötesinde derin hüzünlere sahipken yaşamak yerine hayatımızı düzene koymakla geçen ömrümüzden mi? Söylese ya bilen varsa neresinden tutunalım bu hayatın?


43 views0 comments

Recent Posts

See All