NEYİ DEĞİŞTİRİYOR HAKLI OLMAK?


Zihnimi durduramadığım doğru, dilim sussa düşüncelerim susmuyor. Fikir tartısına koyduğum her konuda haklı olduğumu görmek… Sevinmeli miyim? ‘Ben biliyordum’ hissi yaratsa da, neyi değiştiriyor haklı olmak? Bir de kızarsın kendine ‘evet biliyordun ama haklı olmak mutlu olmak değil ki’ dersin. Haklı olmaya bile öfkelenir, kendi zihninde defalarca tekrarlarsın bunu ‘Neyi değiştiriyor haklı olmak?’


Tinsel bir savaştır bu, iç hesaplaşmalarla galip gelecek yegâne duyguyu ararsın, zordur onu bulmak. Bulduğunda öyle bir sarılırsın ki ona… Zihnin bu yorgunlukla, bir dahaki sürece kadar durulur ama sonrasında dehşet bir ağrı ve ağırlık. Ruhuna kapanıp geçmesini beklerken tüm hislerini rafa kaldırıp arınmak istersin. Süreç tamamlanmak üzeredir artık, ne bir şey okursun, ne bir şey dinlersin ne de bir şey izlersin, tüm duyuların bir süre inzivaya çekilir. Aslında istediğin bir süre uyumaktır, hiçbir şey yapmadan sadece uyumak…

Bu iyileşme sürecinden sonra yeni bir gün, yeni hesaplaşmalar. Hassas bir ruha sahip olmanın getirdiği yorucu bir uğraştır bu. Kırılgan olmanın aksine kendi kendine aşı etkisinde bir direnç kazandırır ruhuna farkında olmadan. Bu hem iyidir hem kötüdür. Sindire sindire yaşanan bir hayat, ruhunun her zerresine işlenmiş bir yaşanmışlık… Gittiğin tüm yolların götürdüğü yer bu sayede yine sen. Ve hep derim, yine diyorum ‘düşün(e)bilmek’ ne muazzam bir eylem. Hissetmenin yarısı kadar, gerçeğe dönüştürülen somut eylemlerin ilk çıkış noktası.

Bu muazzam eylem bana tüm yapraklarını dökmüş bir ağaç üzerine sayfalar dolusu cümle kurdurabilir abartısız. Kuru dalları, kalın gövdesi ve dökülen yaprakları bir ağaçtan öte çok şeyi simgeler gözümde. Zaten çok severim ağaçları, görebilirsek eğer çok şey anlatır bize. Sonbaharda dökülen yaprakları hüznü, baharda yeniden yeşeren dalları umudu hatırlatır. Dallarına konan kuşların sesi ve rüzgârda sallanan gövdesi ve daha birçok şey gelir aklıma… Huzur verir doğanın yeşili, denizin mavisi. Kapandığımız, her yerini bin bir lüks eşya ile kapladığımız evlerimiz bana kalırsa doğanın verdiği huzuru, ihtişamı veremez.

Haklı olmaktan konunun doğaya geldiğini şimdi fark ediyorum. Alakasız konular olsa da insan yazmaya başladı mı, her şeyi birden içinden dökesi geliyor. Kafam karışık da değil, oldukça net geçmiştim harflerin başına oysa. Zaten bir konu üzerine fikir beyan etmeye kalkarken zorlama düşüncelerle kurulan cümleler pek de içten gelmiyor bana.

Tekrar haklı olmaya dönersem eğer, her ne kadar haklı olmak her zaman mutlu etmese de, bazen ruhumuza çaresizce gelse de insan haklıysa en azından vicdan tartısında artıya geçmiş demektir. Varsın bir şeyi değiştirmesin, iç huzuru hiçbir şeye değişilmiyor çünkü… Tevfik Fikret’in bir sözünü iliştirip, cümlelerime burada ara vereyim;

Hak bellediğin yolda yalnız da olsa gideceksin”

08.02.2022 04:15




21 views0 comments

Recent Posts

See All