Samimiyetsizlik ve Getirdiği Çelişki

Çevremde fazlaca hissettiğim samimiyetsizlik duygusunu, artık daha iyi tanıdığımı düşünüyordum. Hatta tüm sahip olduğum unvanlarımı çıkartıp bir köşeye koyduğumda, salt beni, kendimi var ettiğim iyi düşüncelerim ya da kimine göre ters gelen düşüncelerimle kim beni olduğum gibi kabul edip, yüreğine koyuyor diye düşünmeden edemiyordum. İnsan insanda sadece insan görmeliydi. Giydiği ayakkabı, kullandığı araba, oturduğu ev, sahip olduğu rütbe kişiliğinin önüne geçmemeliydi. Hiç unutmuyorum, bir akşam kurduğum kitap kulübünün toplantısına bir tanıdık vasıtasıyla bir arkadaş daha katılmıştı. Kendini tanıtırken 'Merhaba ben Prof. Dr. .....'nın eşiyim.' diyerek oturdu masaya. Kendini soktuğu durumdan ben utanmıştım. Prof. Dr. eşi olmanın dışında kendisini var edememiş, eşinin unvanının arkasına sığınmıştı, bir çırpınış seziyordum. Bir unvanı olmasına gerek yoktu aslında adını bile söylese o kasvet oluşmayacaktı masada. Samimi sıcak bir ortam oluşsun istiyordum, sadece fikirlerimizi, edindiğimiz birikimlerimizi paylaşalım istiyordum. Sonrasında bir unvan saflaşması başlamış, kendi içlerinde garip bir ego yarışına girmişlerdi. Rahatsız hissetmiş, kendi kurduğum kulüpten kendi isteğimle ayrılmıştım. Ve minnet duygusu, insanı nasıl da bağlar. Bazen samimiyetsiz ortamların bu minnet duygusundan oluştuğunu da düşünürüm. Bu duygu diğer duyguların önüne geçmeye başladığı zaman, mış gibi yapmalar devreye giriyor. Şimdiye kadar bu duygu beni kendine esir etmesin diye kimseden minnet edeceğim bir şey istemedim. Yaptığım her şeyi de karşılıksız yaptım. Ama bir yerde sanırım hata ediyordum. Ben minnet duymuyordum ama onlar minnet duyuyorlardı bana. Kendi olmak istemediğim durumun içine sokuyordum onları. Belki de hissettiğim samimiyetsizlik bundan kaynaklanıyordu çoğunda. Sonra şunu düşünmeye başladım. İnsan sosyal bir varlıktı. İnsandan kaçarken bile, insan ürünü olan şeylere yöneltiyordu kendini. Hissettiğim neyse, sol tarafım hangi sinyali veriyorsa ona yöneltiyordum zaten kendimi. İçine düştüğüm çelişkilerden sıyrılıp son olarak Livaneli'nin alıntısıyla bitireyim; +Abi sen insanlara bakarken rütbeler, dinler, ırklar görüyorsun. +Sen ne görüyorsun peki? +İnsan, sadece insan.'



18 views0 comments

Recent Posts

See All