VEJETARYEN


Vejetaryen; Güney Koreli yazar Han Kang tarafından yazılan bu ilginç roman hakkında biraz konuşalım.


Çoğu araştırmalarımda romandaki karakter Yonğhe'yi yazara benzetenlere ve kendi hayatında da böyle bir değişime gittiğini iddia eden açıklamalara rastladım. Yazarın kişisel yaşamı hakkında geniş bilgi içeren bir biyografiye rastlayamadığım için yapılan benzetmeler ne derece paralellik gösteriyor kestiremiyorum.


Kitabın ismi zannedersem yanlış yazılmış, romanda geçen karakter sadece et yemeyi değil, hayvansal diğer gıdaları, hatta deri ayakkabı, kemer vb. tüm ürünleri kullanmayı bırakıyor ve çöpe atıyor. Bu durumda kitabın adı vegan olmalıydı.


Gelelim romandaki meşhur karakterimize; Kore kadar uzağa gitmeye gerek yok aslında. Yonğhe tam bizim toplumumuzdaki kendi içinde silik hayatlar yaşayan kadınlarımızı temsil ediyor. Çoğu fiziksel şiddet görmese de, psikolojik şiddeti dibine kadar yaşıyor, susuyor ve belki de korkuyor. Bunlara dur diyebilecek cesareti kendi içinde hissedemiyor ve hayat ellerinin arasından öylece akıp gidiyor...


Yonğhe de bu kadınlardan biriydi işte... Ailede başlayan şiddet evlendikten sonra psikolojik şiddete dönüşür ve mutsuz bir hayat sürmeye başlar. Bilinçaltına işleyen birçok düşünce ile garip rüyalar görmeye ve bu rüyalar sonrası etten ve tüm hayvansal ürünlerden tiksinti tuymaya başlar. Et yemeyi seven biri değilim, hatta bir dönem balık dışında et yemiyordum( pesketaryen deniyor adına). Kan değerlerini dengeleyemeyince doktorun ikazı ile azar azar tekrar başlamıştım. Romanı okurken tekrar aynı yere döndüğümü fark ettim, sanırım bir süre tekrar et yemeyi bırakacağım.


İlk bölümde kocasıyla yatağa uzandıklarında kocasına "Et kokuyorsun." diyor, kocası:"Yıkandım ve üzerimi değiştirdim, kokmaması lazım." diyor Yonğhe şu cevabı veriyor; "Ter gözeneklerinden et kokusu alıyorum." demesi beni bir süre rahatsız etti diyebilirim. Roman Yonğhe'nin bu tepkilerinin giderek artması ile devam ediyor. Beni rahatsız eden diğer bir konu da; babasının kızını bu duruma iten şeyi sorgulamaktansa, et yememesini daha utanç verici bulup, zorla yedirmeye çalışıp, yemeyince tokatlaması ve sofradaki herkesin bu duruma tepkisiz kalmasıydı. Hala şiddet görüyordu Yonğhe...


Kendince kendi içinde bitkiye dönüştüğünü zannediyor ve doğanın onu iyileştirmesi için yüzünü doğaya dönüyordu, hem de fazlasıyla... Kurgudaki bazı detayları saçma bulduğumu, bazılarının da aşırı derecede rahatsız edici olduğunu söyleyebilirim. Tam bir doğu kültürünün yansıtıldığı bu kitapta sorgulanacak çok detay var, görmezden gelmeye çalıştığımız, fark etmediğimiz... Tüm detayları verip okumak isteyenlerin hazzını kaçırmak istemem. Son olarak ekleyeyim; görmeyi reddetsek de, yokmuş gibi yapsak da, o şey orada, müthiş rahatsız ediciliği ile orada. Ve bir şey yapmazsak sonsuza kadar orada olacak...

28 views0 comments

Recent Posts

See All